“Montrö Polemiği ve Amirallerin Bildirisi” Geriliminde Neler Yaşanıyor ?

İstanbul Sözleşmesi’nden Cumhurbaşkanlığı kararıyla çıkılmasının ardından başlayan ve bu bağlamıyla “tek adam rejimini” tartışmaya açan, “Kanal İstanbul” üzerinden de dış politikada Karadeniz’de ABD-Rusya arasında iktidarın yeni bir denge ve pazarlık arayışı olan Montrö Sözleşmesi polemiğinde darbe tartışmaları yaşanıyor.

Son olarak, dün gece 103 emekli amiralin yayımladığı bildiri sonrası Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı soruşturma başlattı. Başsavcılıktan yapılan açıklamada, “4 Nisan 2021 tarihinde bazı internet siteleri ve sosyal medya mecralarında paylaşılan ve ‘103 amiralden Montrö bildirisi’ başlığı altında yayınlandığı belirtilen açıklamayı hazırlayanlar ile varsa irtibatlı oldukları kişilerin tespiti ve yasal gereğinin takdir ve ifası amacıyla resen soruşturma başlatılmıştır.” denildi.

Montrö Polemiği Nasıl Başladı?

Hukuksal boyutu ve geçerliliği sorgulanan, İstanbul Sözleşmesi’nden Cumhurbaşkanlığı kararıyla çıkılması tartışmaları devam ederken, Meclis Başkanı AKP’li Mustafa Şentop, 24 Mart Çarşamba günü Habertürk TV’de katıldığı bir programda konuyla ilgili “bir soruyu” yanıtladı. Şentop, “Bir Cumhurbaşkanı Montrö’yü de feshedebilir mi?” sorusuna “Teknik olarak evet” yanıtını verdi. Mustafa Şentop, polemiği “Ama mantıkta mümkün-muhtemel arasında bir fark vardır. Marmara Denizi’nden ayran yapmak mümkün müdür? Yeterli miktar yoğurt bulursanız, Marmara Denizi’ni de karıştırırsanız aklen mümkün olabilir. İhtimal ise gerçeklerden hareketle bir işin olabilirliği üzerine, bu muhtemel değildir.” şeklindeki ifadelerle soru işaretleriyle dolu bir başka boyuta taşıdı.

Şentop’un bu sözlerinin ardından CHP Grup Başkanvekili Engin Altay “Cumhurbaşkanının bozacağı anlaşmalar Meclis onayına ihtiyaç duyulmayan anlaşmalardır. Almanya da Hitler’e böyle bir yetkiyi tam da 23 Mart’ta vermişti. Ülkenin başına ne belalar açtığı ortada.” yanıtını verdi.

İYİ Parti Genel Başkan Yardımcısı Ünzile Yüksel de, “Montrö, Türkiye’nin boğazlardaki bağımsızlığıdır. Dünya’yı bıçak sırtında tutan bir anlaşma asla tek bir kişinin isteği ile kaldırılamaz” ifadelerini kullandı.

Bundan yaklaşık 1.5 yıl önce tekrar gündeme gelen Montrö Sözleşmesi’ne dair Erdoğan da tartışma yaratacak açıklamalar yapmıştı. Aralık 2019’da Kanal İstanbul’un Çevresel Etki Değerlendirmesi (ÇED) raporunun onaylanması sürecinde gündeme gelen tartışmada Erdoğan, İstanbul Boğazı’ndaki olası gemi kazaları bahane edilerek dayatılan Kanal İstanbul’un gerekliliğini kast ederek  “Bir İstanbul boğazımız var. Siz Independenta olayını unutuyor musunuz? Hepsinden öte Montrö Anlaşması Türkiye’ye ne kazandırmıştır ne kaybettirmiştir? Bunu hiç düşündünüz mü?” diye konuşmuştu. İktidar cenahının dikkat çektiği “Montrö Sözleşmesi’nin siyasi tehdidine” dair ise İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu, “Kanal İstanbul, Montrö’yü baypasa dönüştürebilir ve sıkıntı yaratabilir. Kafada bu varsa, o zaman Çanakkale ile ilgili de bir müdahale gerektirir.” demişti.

“Bildiri” Nasıl Gündeme Geldi?

Amirallerin bildirisine de konu olan, Deniz Kuvvetleri Komutanlığı  Deniz İkmal Komutanı Tuğamiral Mehmet Sarı’nın makam arabasıyla gittiği bir tarikat evinde, askeri üniforması üzerindeki sarık ve cüppe ile fotoğraflarının ortaya çıkması, Montrö ve Lozan’ın da aralarında olduğu TC’nin kuruluş dönemi anlaşmalarının da “tek bir imzayla” feshedilmesi tartışmalarını beraberinde getirdi. Ulusalcı görüşleriyle bilinen VeryansinTV.com adresinde yayımlanan  103 emekli amiralin bildirisinde de, sarıklı ve cüppeli amirale ait fotoğraflara, “…son günlerde basında ve sosyal medyada yer alan kabul edilemez nitelikteki bazı görüntüler…” sözleriyle dikkat çekiliyor.

Bildiride Montrö Sözleşmesi’ne dair ise “Montrö; sadece Türk Boğazlarından geçişi düzenleyen bir sözleşme değil, Türkiye’ye İstanbul, Çanakkale, Marmara Denizi ve Boğazlardaki tam egemenlik haklarını geri kazandıran, Lozan Barış Antlaşmasını tamamlayan büyük bir diplomasi zaferidir. ifadeleri yer alıyor.

Bildirideki, “Montrö Sözleşmesinin tartışma konusu yapılmasına/masaya gelmesine neden olabilecek her türlü söylem ve eylemden kaçınılması gerektiği kanaatindeyiz.” şeklindeki ifadeler ise, Montrö ve benzeri anlaşmaların son günlerde tartışmaya açılması ya da açılma olasılığına karşı iktidar cenahı tarafından, kendilerine karşı “parmak sallama” olarak değerlendirilerek “darbe iması” yorumu yapıldı.

Yine, Yeniden Darbe Tartışmaları

Bildirinin yayınlaması sonrası Savunma Bakanlığı tarafından yapılan açıklamada, bildirinin “demokrasiye zarar vermekten ve askeri personelinin moral ve motivasyonunu olumsuz etkilemekten başka bir işe yaramayacağı” ifadeleri kullanıldı.

Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Fahrettin Altun, bildiriye Twitter hesabından  “Neymiş, birkaç emekli amiral bir araya gelip bir “bildiri” yazmışlar! 5. kol unsurları da hemen heyecanlanmış. Oturun oturduğunuz yerde. O Türkiye eskide kaldı! Bu millet 15 Temmuz’da darbe heveslilerini nasıl tepelediğini dosta düşmana gösterdi. Haddinizi bilin! Siz kimsiniz? Ne hakla milli iradenin meşru temsilcilerine parmak sallıyorsunuz? Türkiye bir hukuk devletidir. Bunu asla unutmayın. Vesayetçiler bir daha asla demokrasimize zarar veremeyecek. Dış güçlerin ezik piyonları büyüyen, güçlenen Türkiye’nin önünü kesemeyecek!” şeklindeki 15 Temmuz ve hamaset içeren sözleriyle yanıt verdi. AKP Genel Başkanvekili Numan Kurtulmuş’un yanı sıra, aralarında Süleyman Soylu ve polemiği başlatan isim olan Mustafa Şentop’un da aralarında olduğu AKP’liler Twitter hesaplarından paylaştıkları mesajlarda benzer ifadeler kullandılar.

Cumhur İttifakı ortağı MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli de  “Anti demokratik ve vesayetçi” olarak nitelendirdiği bildirinin partisi tarafından nefretle lanetlendiğini ve reddedildiğini söyledi.

Muhalefet cenahında ise, emekli amirallerin bildirisine tepki gösteren iktidara eleştiri vardı. CHP Grup Başkanvekili Engin Özkoç, Twitter’da İletişim Başkanı Altun’a cevap verirken, Tuğamiral Mehmet Sarı’nın fotoğrafını paylaşarak, “Siz önce kendi yarattığınız vesayetçilerle savaşın. O eleştirdiğiniz amiraller 15 Temmuz’un önünde de sonunda da dimdik durdular. Deniz Kuvvetlerini ağzına kadar FETÖ’cü dolduranlar, 15 Temmuz’un ertesinde Atatürk ilke ve devrimleriyle yetişmiş subaylar olmasa bugün koltuklarında oturamıyor olacaklardı. Şimdi çıkmışlar 5. kol faaliyeti filan. Hadi oradan… Vatansever eleştirileri tebrik ediyorum” dedi. İYİ Parti Milletvekili Aytun Çıray da bildiriye destek vererek, “Bir tabip teğmen olarak altına imzamı atıyorum” ifadelerini kullandı.

İYİ Parti’den, genel başkan düzeyinde ise, “iktidara yarar” kaygılı bir açıklama geldi. Genel Başkan Meral Akşener bildiriye dair, “Bu bir zevzekliktir. İktidar partisine üzerinde tepinme fırsatı tanınmıştır.” diye konuştu. Millet İttifakı cenahından bir diğer genel başkan Kılıçdaroğlu da “Montrö ve Amirallerin Bildirisi” polemiğini “sahte gündem” şeklinde nitelendirerek “Halkımızın tek gerçek gündemi sofrasıdır.” sözleriyle ekonomik krize dikkat çekti.

HDP Diyarbakır Milletvekili Garo Paylan da, AKP’liler tarafından getirilen “darbecilik” yorumlarını işaret ederek, “Seçilmiş milletvekillerini, seçilmiş belediye başkanlarını hapse atıp milli irade ahkamı kesmek riyakarlıktır. Darbeci arıyorsanız aynaya bakın” mesajını paylaştı.

Gelecek Partisi Genel Başkanı Ahmet Davutoğlu ise bildiriyi eleştirdi Davutoğlu, “Bildiri ülkenin tarihsel hafızasını ve içinden geçtiği hassas süreci göz önüne almayan; kötü niyetli bir sorumsuzluk örneğidir”  açıklaması yaptı.