“Benizdank”- Merve Arkun

Issız bir adaya düşmüş ve burada mahsur kalmış olan Robinson yalnız başına yaşamaktayken, günlerden bir gün adanın yerlisi Cuma’nın adaya gelmesiyle başladı Denizbank’ın reklam serisi. 2009 yılından bu yana yayında olan seri, ıssız bir adaya kapitalizmin girişini tüm detaylarıyla ekranlara taşıyor.
Adaya sermayeyi sokan, bunun “dolaşımını” sağlayan, ıssız bir adayı bir cazibe merkezi haline getiren Cuma, kusursuz olmaya çalışan bir kapitalisti simgelerken; Robinson ise tüm bu süreçlere ayak uydurmaya çalışan-adanın yenilenen(gelişen) versiyonuna entegre olmaya çalışan birini canlandırıyor.

“Hayat Deniz’de güzel” sloganıyla başlayan reklam serisinde, tarım bankacılığından mortagage’a, ihtiyaç kredilerinden internet bankacılığına kadar bankacılık sektörünün birçok uygulamasından bahsediliyor. Düştüğü ıssız adadan kurtulmanın yollarını arayan Robinson’a, Sea&Miles kartıyla adadan kurtulmayı öneren Cuma,  tam bir kapitalist girişimci ruhuyla hareket ederek adaya yatırımlarda bulunuyor. Adanın yerlisi Cuma,  çitleme yöntemiyle kendi tarlasının sınırlarını belirliyor-adaya mülkiyet sistemini getiriyor-Denizbank’tan aldığı tarım kredisiyle çiftçilik yapmaya başlıyor; “Bir Cuma Holding” girişimi olan KırtasiyeCU’dan KlimaCU’ya, Cuma Otel-Spa Merkezinden Cuma Restoranına kadar açtığı birçok işletmeyle adayı kalkındırıyor.

Serinin ikinci sezonunda adaya bir de kadın geliyor. Deniz’de kaybettiği babasını arayan Deniz, onu ararken geldiği ıssız adada, babası Robinson ile karşılaşıyor ve adaya yerleşiyor. Bir bankacı olan Deniz’in adaya yerleşmesiyle kapitalizmin adaya girişi daha da hız kazanıyor. Deniz işini adaya taşıyor, adaya bir Denizbank şubesi açılıyor. Adaya gelen Denizbank şubesiyle, girişimci Cuma’ya verilen teşvik kredileri arttırılıyor, “ticarette fark yaratılıyor”. Bir sonraki sezonda Cuma internet bankacılığına başlıyor, Kobi İşletme Kart alıyor, “Kim demiş elma, armut toplanmaz diye; topladım, satıyorum” diyerek, adaya manav açıyor.

Serinin son reklamlarında ıssız adanın son hali şu şekilde gösteriliyor; açılan kafe, restoran, manav, spa merkezleri ve ATM şubeleri ile ada bir finans merkezi haline geliyor. Issız bir adanın kapitalizmle dönüşmesi, yatırımcılara sunulan bir cazibe merkezi haline gelmesi, Denizbank reklam serisiyle anlatılıyor.

Denizbank reklam serisinin, ilerleyen reklamlarda anlatacaklarını ise tahmin edebiliyoruz: Adanın bir ucunu diğer ucuna bağlayacak kanal projesinin gerçekleşmesi için krediler arttırılacak, faizler düşürülecek. Ada imara açılacak, daha konforlu yaşam koşulları için “soylulaştırma” politikalarına başvurulacak, Ağaoğlu adaya rezidanslar inşa edecek, Denizbank ise tüketiciye mortgage kedileri vererek, adanın yerlilerini ev sahibi yapacak. Denizbank’ın yatırım kredileriyle, denizin gel-git akıntısının hızından yararlanarak adada elektrik üretimi yapılacak, maden aramalarına başlanacak. Adaya Burger King gelecek, inşaatında 11 işçinin yanarak yaşamını yitireceği AVM inşa edilecek, başta Sabancı, Doğan ve Koç gibi grupların üstlendiği turizm, enerji ve sanayi kollarında yatırımlar yapılacak.

Issız ada, zamanla metropole dönüşecek, kapitalizmin tüketim mabetlerinden biri haline gelecek. Yeni yatırımlara yelken açan kapitalistler, adayı gayrimenkul yatırım ortaklıklarıyla büyütecek, sermaye dolaşımını hızlandıracaklar, tüketiciye prezantabl bir yaşam sunacaklar. Bankadan aldığı kredileri ödeyemeyenler ise, icralık olacak, bunalıma girecek, zamanla adanın intihar oranlarında artış olacak. Ada ıssız bile olsa kapitalistler sömürmeye, kapitalizm öldürmeye devam edecek. Eee, ne de olsa “Hayat Deniz’de güzel”.

Peki, şimdi siz ıssız bir adaya düşseniz, yanınıza alacağınız üç şey ne olurdu?